İçeriğe atla
Ocak 18, 2012

Güneş enerjili elektrik

Evde güneş enerjisi ile elektrik üretimi

Konutlarda güneş enerjisi ile elektrik üretimi ne kadar elektrik tüketiminizin karşılayacağı ve bulunduğunuz yerin yeterli miktarda güneş enerjisi olmasıyla ilgilidir.

Kış aylarında güneş ışınlarının azaldığı dönemlerde gecelerde gibi durumlardan dolayı güneş ile elektrik üretimi gerçekleştiremezsiniz. İhtiyaçtan fazla elektrik üretimini ise güneş pillerinde depolanıp, gece, bulutlu havalarda kesintisiz elektrik kullanma imkanı sağlayabilirsiniz.

Normal bir evin 2000 watt elektriğe ihtiyacı olduğunu düşünürsek, yapılması gereken güneş paneli 3 metre eninde 6 metre uzunluğunda güneş paneline ihtiyaç duyacaksınız. Evdeki günlük elektrik tüketimi ve devamlı elektrik tüketen cihazlarına tüketim kapasiteleri alınarak ihtiyaca göre elektrik paneli seçilmelidir.

Ocak 18, 2012

Enerjinin işlenmesi

Güneşin yaydığı ve dünyamıza da ulaşan enerji, güneşin çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışınım enerjisidir, güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi şeklindeki füzyon sürecinden kaynaklanır.
Dünya atmosferinin dışında güneş ışınımının şiddeti, aşağı yukarı sabit ve 1370 W/m2 değerindedir, ancak yeryüzünde 0-1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. Bu enerjinin dünyaya gelen küçük bir bölümü dahi, insanlığın mevcut enerji tüketiminden kat kat fazladır. Güneş enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970′lerden sonra hız kazanmış, güneş enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düşme göstermiş, Güneş enerjisi çevresel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.

Güneş’ten elde edilebilecek enerji

Global güneş enerjisi kaynakları. Haritadaki renkler, 1991-1993 yılları arasında, gerçekleşen ortalama yerel güneş enerji değerleri hakkında W/m2 cinsinden bilgi vermektedir.

Dünyanın yörüngesi üzerinde, uzayda, birim alana ulaşan güneş ışınları, güneşe dik bir yüzey üzerinde ölçüldükleri zaman 1,366 W/m2’dir. Bu değer güneş enerjisi sabiti olarak da anılır.[1]
Atmosfer bu enerjinin %6’sını yansıtır, %16’sını da sönümler ve böylece deniz seviyesinde ulaşılabilen en yüksek güneş enerjisi 1,020 W/m2’dir [2] [3]. Bulutlar gelen ışımayı, yansıtma suretiyle yaklaşık %20, sönümleme suretiyle de yaklaşık %16 azaltırlar. Sağdaki resim 1991 ve 1993 yılları arasında uydu verilerine dayanarak, elde edilebilen ortalama güneş enerjisinin W/m2 cinsinden gösterimidir. Örneğin Kuzey Amerika’ya ulaşan güneş enerjisi 125 ile 375 W/m2 arasında değişirken, günlük elde edilebilen enerji miktarı, 3 ila 9 kWh/m2 arasında değişmektedir. [4]
Bu değer, elde edilebilecek mümkün en yüksek değer olup, güneş enerjisi teknolojisinin sağlayacağı en yüksek değer anlamına gelmez. Örneğin, fotovoltaik (güneş pili) panelleri, bugün için yaklaşık %15’lik bir verime sahiptirler. Bu nedenle, aynı bölgede bir güneş paneli, 19 ile 56 W/m2 ya da günlük 0.45-1.35 kWh/m2 enerji sağlayacaktır. [5] Yandaki resimdeki koyu renkli alanlar, güneş paneli kaplanması durumunda aynı bölgede 2003 yılında üretilen toplam enerjiden biraz daha fazla enerji üretebilecek örnek alanları göstermektedir. [6] Bugünkü %8 verime dayalı teknoloji ile dahi, işaretli bölgelere yerleştirilecek güneş panelleri, bugün fosil yakıtlar, hidroelektrik, nükleer vb kaynaklara dayalı tüm santrallerin ürettiği elektrik enerjisinden biraz daha fazlasını üretebilecektir.
Hava kirliliğinin neden olduğu Küresel loşluk ise daha az miktarda güneş ışının yeryüzüne ulaşmasına neden olduğu için, güneş enerjisinin geleceği ile ilgili az da olsa endişe yaratmaktadır. 1961-90 yılları arasını kapsayan bir araştırmada, aynı dönem içerisinde deniz seviyesine ulaşan ortalama güneş ışını miktarında %4 azalma olduğu gözlenmiştir. [7]
Güneş enerjisi teknolojileri
Güneş ışınlarından yararlanmak için pek çok teknoloji geliştirilmiştir. Bu teknolojilerin bir kısmı güneş enerjisini ışık ya da ısı enerjisi şeklinde direk olarak kullanırken, diğer teknolojiler Solar enerjiden elektrik elde etmek şeklinde kullanılmaktadır. Güneş enerjili sıcak su sistemleri, suyu ısıtmak için güneşe ışınlarından yararlanır. Bu sistemler evsel sıcak su ya da bir alanı ısıtmak için kullanılabildiği gibi çoğunlukla bir havuzu ısıtmak için kullanılır. Bu sistemler çoğunlukla bir termal güneş paneli ile bir de depodan oluşur.[8] Güneş enerjili su ısıtıcıları üç grupta toplanır.
Aktif sistemler, suyun ya da ısı transfer sıvısının çevirimi için pompa kullanırlar.
Pasif sistemler suyun ya da ısı transfer sıvısının devrini doğal çevirim ile sağlarlar.
Kütle sistemleri su tankının doğrudan güneş ışığı ile ısınmasını amaçlarlar.
Yaygın ısıl Solar enerji uygulamaları şunlardır:
- Düzlemsel güneş kollektörleri: Ülkemizde de çok yaygın olarak kullanılan, evlerde sıcak su elde etmede kullanılan sistemlerdir.
-Yoğunlaştırıcılı güneş enerjisi santralları: Bunlarda, doğrusal, çanak şeklinde ya da merkezi bir odağa yönlendirilmiş dev aynalar kullanılarak, odak noktasında çok yüksek sıcaklıkta ısı elde edilir. Genellikle elektrik üretiminde kullanılır. Ancak henüz bir yaygınlık kazanamamışlardır.
-Vakum Tüplü Güneş Enerjisi Sistemleri: Vakum tüplü güneş enerjisi kolektörleri: iç içe geçmiş 2 adet silindirik cam tüpün ısı yolu ile birbirine bağlanması ve bu işlem sırasında arasındaki havanın alınması ile üretilir. Dış silindirik tüpün yüzeyine düşen Güneş ışınları aradaki havasız ortamdan geçerek iç kısımdaki silindirik tüpün yüzeyinde absorbe edilmesi ile çalışır. Arada madde olmadığından dolayı sadece ışıma ile ısınan sistem suyu dış hava sıcaklığından bağımsızdır.
-Güneş ocakları: Çanak şeklinde ya da kutu şeklinde güneş ısısını toplayan yapılardır. Gelişmekte olan ülkelerde daha yaygın kullanılır.
-Trombe duvarı: Sandviç şeklinde cam ve hava kanalları ile paketlenmiş bir pasif güneş enerjisi sistemidir. Güneş ışınları gün boyunca, duvarın altında ve üstünde yer alan hava geçiş boşluklarını tahrik ederek, doğal çevirim ile termal kütleyi ısıtırlar. Gece ise trombe duvarı biriktirdiği enerjiyi ışıma yolu ile yayar. [9]
-Güneş enersiyle çalışan aletler Geçişli hava paneli: Aktif güneş enerjili ısıtma ve havalandırma sistemidir. Termal güneş paneli gibi davranan, güneşe bakan delikli (perfore) bir duvardan oluşur. Panel, binanın havalandırma sistemine ön ısıtma uygular. Ucuz bir yöntemdir. %70’e kadar verime ulaşılabilir.[10]
Araştırmaya konu olmuş, ancak yaygınlaşamamış bazı ısıl Solar enerji teknolojieri:
-Güneş Havuzları: Havuza atılan tuzların yardımı ile dip tarafta sıcaklık elde edilir. Bunlar daha çok deneysel sistemler olarak kalmışlar, bir yaygınlık gösterememişlerdir.
-Güneş enersiyle çalışan aletler Güneş Bacaları: Bir binanın zemininde toplanan ısı, yüksek ve dar bir bacaya yönlendiğinde, bacada kurulu türbini çalıştırır. Bu da, deneysel aşamada kalmış güneş enerjisi türlerinden biridir.
-Su Arıtma Sistemleri: Bunlar da bir çeşit havuz sistemidir. Havuzun üstüne eğimli cam kapak yerleştirilir, buharlaşan su tuzdan arınarak bu kapakta yoğunlaşır.
-Güneş enersiyle çalışan aletler Ürün kurutma sistemleri.

Ocak 18, 2012

Bedava Enerji

Güneş Enerjisinin faydası sadece kişisel değil toplumsal olarakta değerlendirilmelidir. Ülkeye katkısı olan fabrikalar bunlara örnektir ve bu fabrikalar kendi elektiriklerini kendileri elde etmektedir. Bu makalede onlara değineceğiz.

Solar güneş enerji sistemleri aklınıza gelecek her alanda işinizi kolaylaştırır. Bedava enerji üretir. Aklımıza gelebilecek tüm elektronik aletleri çalıştırır. Güneş enersiyle çalışan aletleri bahçeler, ev aletleri,iş yeriniz,avm ler veya fabrikada da kullabilirsiniz. Fabrikaya en güzel örnek Doritos u verebiliriz. Paketlerinin arka kısmındaki yazıyır fark ettiyseniz “doritos’ları güneş enerjisiyle pişiriyoruz – 1.300.000 kwh enerji tasarrufu” ile devam eden ufak bir makalesi var. Böylelikle hem kendi elektriklerinden tasarruf hemde ülkeye enerji bakımından kazanç sunuyor. Kücük ev kullanıcıları için bahçesine güneş enerjili lamba önerebiliriz. Led fenerlerle pil gereksinimi olmadan işlerinizi yapabilirsiniz. Solar aydınlatma hem ekonomik hemde görsellikte ön planda olur.

Enerji sistemlerinin göz bebeği güneş enerjisi gün geçtikçe kendini daha da geliştirektedir.Solar enerjinin kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu tekrar hatırlatır kendinize uygun olan Güneş enersiyle çalışan aletleri almanızı tavsiye ederiz.

Ocak 17, 2012

Enerji Kaynakları

İnsanın kullanmak amacıyla çıkardığı maddelerin hem türünde, hem de miktarında artış görülmüştür. Günümüzde pek çok hammadde, uygun teknolojiyle daha etkili bir biçimde kullanılabilmektedir.

Hammadde kavramı
Canlı ve cansız doğa, insanların kendi gereksinmelerini karşılamak amacıyla doğrudan ya da işleyerek kullandıkları çok sayıda maddeyi içerir. Bunlar arasında su, yiyecekler, mineraller, ve yakıtlar vardır. Bu hammaddenin değeri, elde edilebilirliğine ve ona duyulan gereksinmeye göre belirlenir. Buna son zamanlarda bir de, ekolojik açıdan elverişli olup olmaması eklenmiştir. Bugünkü bilimsel verilere göre önemli hammaddelerin hiçbiri yakın bir gelecekte tükenme tehlikesiyle karşı karşıya değildir. 1973’te yaşanan petrol bunalımı gibi yapay sıkıntılar ve hammadde elde etme yöntemlerinin doğal çevreye verdiği zararlar, günümüzde hammaddelerin daha bilinçli ve tutumlu bir biçimde üretilip işlenmesi sonucunu doğurmuştur.
Hammaddeler ikiye ayrılır. Bunlardan biri, kendilerini yenileyebilen kaynaklardan, çoğunlukla da canlı doğadan elde edilenlerdir. Kendilerini yenileyemeyenler ise daha çok cansız doğadan elde edilir. Uranyum, fosfatlar, demir, bakır, altın ve fosil kökenli yakıtlar, yani kömür, petrol ve doğal gaz bunlardandır. Bu hammaddeler yerkürenin tarihinde uzun zaman süreleri içinde oluşmuşlardır ve kullanılıp tükendikleri zaman da bizim için tümüyle yitirilmiş olacaklardır.
Yiyecekler gibi kendilerinin yenileyebilen maddelerin yetişmesi için, olabildiğince kirlenmemiş bir çevre gereklidir. Verimli topraklar, sular ve Güneş ışınları yeryüzüne eşit olarak dağılmadığı için, yiyeceklerin dağılımı da eşitsizdir. Bugün dünyadaki yiyecek maddesi üretimi tüm insan nüfusuna yetecek kadar olmakla birlikte, günde yaklaşık 10 bin kişi az beslenme nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bunun yanı sıra bazı yerlerde yetiştirilen yiyeceklerde etkili bir biçimde kullanılamıyor. Sanayi ülkelerinde 1 kg sığır eti elde etmek için yem olarak 10 kg tahıl kullanılır. Yeryüzünün 2/3’ünü oluşturan denizlerden de yiyecek kaynağı olarak yeterince yararlanılamamakta ya da tek yönlü yararlanılmaktadır. 1988’de bütün dünyada 91,5 milyon ton balık avlandığı hesaplanmıştır. Buna karşılık aynı yıl içinde ki et üretimi 162,2 milyon tondur.
Kendini yenileyen hammaddeler arasında, sanayide kullanılan pamuk, yün, ipek, deri ve kürkler gibi ürünler de bulunur. Özellikle bu maddeler yoksul ülkeler için önemli bir gelir kaynağı oluşturur.Hindistancevizinin yağ içeren etli bölümü kopra, Büyük Okyanus’un güneyindeki pek çok küçük devlet için uzun süre önemli gelir kaynağı olarak kalmıştır.

Su da aslında kendini yenileyen bir madde sayılabilir. Ama büyük göllerin bile kendilerini kurtaramadığı yaygın bir kirlenme süreci, suyun kullanım alanını daraltmaktadır. Bazı yöreler ise uygun olmayan su kullanımı nedeniyle sözcüğün tan anlamıyla kurumaktadır.

Uygarlığın gelişmesi için gerekli minerallerin ve fosil kökenli yakıtların kazanılması, bazen çok zor ve pahalı yöntemlerle gerçekleştirilir. Mineral kökenli bir hammaddenin çıkarılmaya değer olup olmadığının belirlenmesi pek çok etkene bağlıdır. Bunlar arasında, söz konusu rezervin yeterli olup olmadığı, çağdaş teknolojinin uygulanıp uygulanamayacağı, eğitilmiş iş gücünün bulunup bulunmadığı ve satış olanağının olup olmadığı gibi etkenler vardır. 1080’lerde talep yüksek olduğu için, en küçük madenlerde bile altın çıkarma çalışmaları yapılmıştır. Krom ve molibden gibi bazı madenler ise ancak çelik üretiminde belirli bir noktaya ulaşılmasından sonra üretilmeye değer bulunmuştur.

Enerji Kaynakları
Fosil kökenli yakıtlar enerji üretiminde özel bir yer tutar. Dünyanın enerji gereksinimi sürekli olarak yükselmekte, kömür, petrol ve doğal gaz yüzde 75 oranıyla temek enerji kaynağı olmayı sürdürmektedir. Gelecekte başka kaynaklar açmaya yönelik çalışmalar, bugüne değin yalnızca atom çekirdeğinin parçalanması yoluyla enerji elde edilmesinde olumlu sonuçlar vermiştir. Ama bunun da, atıkların ortadan kaldırılması, uranyum kaynaklarının sınırlı olması ve sürekli güvenlik sorunlarının çıkması gibi henüz çözülmemiş yanları var.

Kendini yenileyen bir enerji kaynağı olarak suyun kullanılması ise, düşük eğim ya da kuraklık gibi nedenlerle, bugün olduğundan daha yüksek bir düzeye çıkarılabilecek gibi gözükmemektedir. Gerçekleştirildiği zaman büyük ölçüde enerjini açığa çıktığı çekirdek kaynaşması yöntemlerinin de ticari amaçlarla kullanılması konusu araştırılmaktadır. Güneşin, rüzgarın, </B>dalgaların, gelgit olayının ve yerküre içindeki kapalı ısının enerji kaynağı olarak kullanılması da kamuoyunda tartışılan seçenekler arasında yer almaktadır.

Geleceğe Bakış
Özellikle sürekli artan dünya nüfusu yeni ve kullanışlı hammadde ve enerji kaynaklarının bulunması için zorlayıcı bir etken oluşturuyor. Benzer bir biçimde, mevcut hammadde ve enerji kaynaklarının da daha iyi biçimde kullanılması için çalışmalar yürütmek gerekiyor. Bunun içinde,bir kez kullanılmış hammaddelerin yeniden kazanılması uygulamaları da bulunuyor. Bu, ekonomik açıdan, işlenmemiş yeni hammadde kullanımına göre daha ucuz, ekolojik bakımdan ise, kullanılmış hammaddelerin atık olarak biriktirilmesinden ya da yakılarak yok edilmesinden daha anlamlı bir çözümdür.

Kendini yenileyen hammadde kaynaklarının üretilmesinin bir yağmaya dönüşmemesi, su ve toprak kaynaklarını bozmaması için gelecekte daha sıkı önlemler alınmasına gerek duyulacağa benziyor. Buna, yiyecek kaynaklarının daha anlamlı bir biçimde dağıtılmasını ve kullanılmasını da eklemek gerekir. Mevcut rezervleri korumaya ve özenle kullanmaya yönelik ekonomi politikalarının gittikçe daha çok önem taşıyacağı anlaşılıyor.

Ocak 17, 2012

Enerji

Atatürk döneminde özellikle 1933’den sonra devletçilik rejimi ile başlatılan fakat 1940’larda bir süre aksayan kalkınma hamlesi 1950’den itibaren bu kez çok partili demokratik rejim altında yeni bir canlılık kazanmıştır. 1950 – 60 döneminde DP hükümetleri geçmişe oranla liberal bir ekonomik anlayış içerisinde kalkınmayı esas alarak kabul etmişlerdir. Enerji sektöründe atılan önemli adımların başında hidroelektrik ve termik santraller kurmak ve bunları bir iletim sistemi içerisinde bütünleştirmek gelmektedir. Ayrıca kömür, petrol ve linyit üretimini arttırmak yolunda çabalar harcanmıştır. Enerji üretim ve tüketimi sanayileşmeye, kentleşmeye ve ekonomik büyümeye paralel olarak arttığı gibi, tüketilen enerji içinde ticari oranların payı yükselmeye başlamıştır.
1950 – 60 döneminde enerji kaynakları araştırım, yatırım ve üretimiyle uğraşmak üzere kurulan başlıca kamu müesseseleri şöyledir :
1.Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
2.Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı
3.T.C. Petrol Dairesi
4.Başbakanlık Atom Enerjisi Komisyonu
5.Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu
1960 – 1980 DÖNEMİ

Planlı dönemde enerji sektörünü incelerken, ilk olarak 1. , 2. ve 3. Beş Yıllık Kalkınma Planlarında (BYKP) enerji sektörünün durumunu ayrı ayrı genel hatlarıyla ele alacağız. Daha sonra 1960 ve 1980 yılları arasında enerji sektöründeki gelişmeleri genel olarak tekrar inceleyeceğiz.

1. BYKP döneminde enerji sektörünün durumu :
Bu dönemde ülkemizin enerji kaynaklarını etkin şekilde kullanarak üretim maliyetini minimuma indirmek ana ilkesine uyarak, enerji türlerinin, fiyatlarının maliyet ve ülkedeki bulunabilme durumuna göre ayarlanacağı, enerji tasarrufunun teşvik edileceği, enerji politikası olarak öngörülmüştür. Ayrıca enerji talebinin karşılanmasında birincil enerji kaynaklarından maksimum düzeyde yararlanılması hedeflenmiştir. Ayrıca bu dönemin başında Türkiye nüfusunun %69’u elektrikten yararlanamamaktaydı. Kamu sektörünün enerji sektörüne yaptığı yatırımların oranı 1963’te %8,9 iken 1968’de %13,8’e çıkmıştır. Özel sektör yatırımlarının oranı ise sabit kalmıştır.

2. BYKP döneminde enerji sektörünün durumu :
Bu plan dahilinde ülkenin enerji ihtiyacının, darboğazlar yaratılmayacak şekilde karşılanacağı ilkesinden hareket ederek ticari yakıt tüketiminin arttırılması hedeflenmiştir.
Ayrıca bu plan dönemi içerisinde enerji talebini karşılamak için petrol ürünlerinin daha fazla kullanılabileceği tahmin edilmiştir. Yine bu dönemde kamu ekonomisi içerisinde önemli bir yer tutan KİT’lerin sermayesinin iştirakı ile oluşturulacak karma teşebbüslerde, sermaye ve idare üstünlüğünün sınırlı sayıda özel teşebbüse devredilmesi de öngörülmüştür. Kamu sektörünün enerji sektörüne yaptığı yatırımların oranı 1968’de %13,8’dir. Bu dönem sonunda yani 1973’te bu oran %13,1’e gerilemiştir. Özel sektör oranları ise bu tarihlerde %0,6’dan %0,5’e düşmüştür.

3. BYKP döneminde enerji sektörünün durumu :
Ülkede kullanılan birincil enerji kaynaklarına ilaveten dünyanın çeşitli ülkelerinde yaygın olarak kullanılan, diğer birincil enerji türleri içinde yer alan doğalgaz, nükleer ve jeotermal enerji kaynaklarının bu dönemde kullanıma başlanması hedeflenmiştir.
Kamu yatırımlarının sektörel dağılımında enerji sektörünün bu dönemdeki oranı 1973’te %13,1 iken 1979’da bu oran %22,2’ye ulaşmıştır. Özel kesim yatırımlarının sektörel dağılımında ise enerji sektörünün oranı bu tarihlerde sabit kalmıştır.
Genel olarak olanlı döneme bakacak olursak bu dönemde atılan ilk adım kömür dahil madencilik sektörünün hukuki ve idari sorunlarının çözümü ve petrol ihtiyacının karşılanabilmesi tedbirlerinin alınmasıdır. Yine bu dönemde Yol, Su ve Elektrik İşleri Genel Müdürlüğü (YSE) , Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürlüğü (TEK) ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı gibi kamu kuruluşları kurulmuştur.
Planlı dönemin en önemli olayı, 1971 askeri muhtırasından sonra 1973’ten itibaren maden-petrol ve enerji sektörlerinde devletçilik ilkesinin benimsenmesidir.
Bu dönemin başından itibaren enerji sektörü hızlı bir gelişme göstermiş olmasına rağmen yine de elektrik üretimi yetersiz kalmıştır.
Her ne kadar planlı dönemde ve bilhassa 1970’lere doğru özel teşebbüs ve yabancı şirketlerin petrol alanındaki çalışmalara itirazlar ve kısıtlamalar getirilmiş ve öncelik kamu kesimine verilmiş ise de özel şirketlerin yurtiçi ham petrol üretimdeki payı bu yıllarda %60’ın üzerinde gerçekleşmiştir.

1980 –  2000 DÖNEMİ

Türkiye’de toplam enerji tüketiminin %50’si net dış alımlarla karşılanmaktadır. Bu yüzdenin büyük bir payını da petrol oluşturmaktadır. Doğal gazında dış alımdaki payı yükselen bir eğilim göstermektedir. Türkiye’de petrol, doğalgaz, linyit, asfaltit, taş kömürü, hidrolik, jeotermal, odun, hayvan ve bitki artıkları ile ikincil enerji kaynakları üretilip tüketilmektedir.
1970-1990 dönemi süresince kaynak rezervlerimizi dünya rezervleri içersinde kıyasladığımızda; kömür kaynaklarımızın payının yaklaşık %0,6 , jeotermal potansiyelimizin payının %0,8 , hidrolik potansiyelimizin payının %1 ve uranyum rezervlerimizin payının %0,1 civarında olduğu belirlenmiştir. Petrol ve doğalgaz rezervlerimiz ise kıyaslanamayacak kadar azdır.
KAYNAK BAZINDA ENERJİ SEKTÖRÜMÜZ

1)    PETROL
Petrol çıkarılması ilk defa ticari anlamda 19.yy’ın ortasında ABD’de başlamıştır. Özellikle de 1900’dan itibaren otomobilin dünyaya yayılması ile birlikte petrol üretimi sürekli bir artış göstermiştir.
Türkiye petrol kaynağı açısından fakir bir ülke sayılır. 1981’de 2,5 milyon ton olan üretimimiz 1988’de 2,7 milyon tona ancak çıkabilmiştir. Üretimimiz tüketimimize göre oldukça düşük olduğundan on katı kadar yani yaklaşık 22 milyon ton ithal edilmektedir.
Türkiye’de beş rafineride (Batman, İzmit, İpraş, İzmir, Aliağa, Kırıkkale Orta Anadolu ve Ataş) 1985’te arıtılan petrol 22,3 milyon ton iken 1990 yılında 22,9 milyon ton ham petrol işlenmiştir. Bu rafineri kuruluşlarının toplam kapasitesi yılda 335 milyondur. Ülkemizde bilinen sahalara göre yapılan kurumsal hesaplar sonucu üretilebilir 128 milyon tondan 76,6 milyon tonun halen üretilebildiği ve 51,6 milyon ton üretilebilir rezerv kaldığı bilinmektedir.

2) DOĞALGAZ
Türkiye’nin doğalgaz rezervleri yok denecek kadar azdır. İlk üretim Trakya’da Kırklareli’nde başladı. 1990 yılında Çamurlu, Hamitabat ve Umurca sahalarında toplam 212,5 milyon m3 üretim yapıldı. Ancak tüketimi karşılayamadığı için doğalgaz, 1980’li yılların sonuna doğru Rusya’dan Bulgaristan sınırından geçerek Hamitabat üzerinden Ankara’ya kadar ithal edilmeye başlandı. Doğalgaz temiz ve kokusuz bir yakıt olduğu için başta çimento, şişe-cam, tekstil-viskoz ürünleri, gübre sanayi gibi kuruluşlarda, Hamitabat ve Ambarlı gibi bazı termik elektrik santrallerinde kullanılmaktadır.
1993 yılında Rusya’dan 6 milyar m3 ‘e ulaşması beklenen doğalgazın yanı sıra kaynak çeşitlendirmesi ve temin güvenliği açısından 1993 yılından başlamak üzere Cezayir’den 2 milyar m3 civarında sıvılaştırılmış doğalgaz satın alınması planlaştırılmıştır.

3) HİDROLİK
Türkiye hidrolik potansiyelinin %20’sini yararlı kullanabilmektedir. 1990 yılında toplam elektrik üretiminin %40’ı, toplam 6.765 mw’lık hidroelektrik kurulu güçle sağlanmıştır. Türkiye GAP ile elektrik, özellikle hidroelektrik ile üretimini önemli ölçüde artırabilecektir.

4) NÜKLEER ENERJİ
Ülkemizde ticari anlamda uranyum Salihli Köprübaşı havzasında ve Yozgat Sorgun’da büyük ölçüde yoğunlaşmıştır. Eskişehir-Sivrihisar’da ise dünya çapında toryum rezervleri (380.000 ton) bulunmuştur. Türkiye’de nükleer santral konusunda, 1985’lerde Akkuyu ve Sinop civarı için hazırlanan yer seçimini ve inşaat çalışmaları 1992 yılı sonlarına doğru durma noktasına gelmiştir.

5) KÖMÜR, TAŞ (MADEN) KÖMÜRÜ VE LİNYİT – ASFALTİT
Taş kömürü sanayi sektöründe yoğun biçimde, özellikle demir-çelik sektörü olmak üzere hava gazı fabrikalarında, ulaştırma, ısınma sektöründe ve elektrik santrallerinde kullanılır. Taş kömürü demir-çelik sanayimizin talebini karşılayamadığından ithal edilmektedir.

Linyit kömürü temelde termik santral, konut ve sanayi gereksinmelerinde kullanılır. Düşük ısı değerli olanlar santrallerde, daha kaliteliler konut sektöründe ve sanayi sektörlerinde yakılır.
1990 yılında 276.000 ton gerçekleşen asfaltit, doğu ve güneydoğuda konut sektöründe kullanılan yüksek kalorili, kaloride nadir minerallerle işlediğinde değişik yüzdelerle gaz elde edilebilen değerli bir cevher durumundadır. Sadece konutlarda yakılmaması için önlemler düşünülmektedir.

6) JEOTERMAL ENERJİ
Ülkemizde Batı Anadolu’da ve Orta Anadolu’da elektrik üretimine elverişli, 4500mw, kent ve sera ısıtmasına elverişli 31.100mw’lık potansiyel saptanmıştır. Türkiye’de 15mw kurulu gücünde ilk jeotermal santral Denizli-Kızıldere’de 1984’de üretime başladı. 20mw’lık dağıtım ünitesi 1992’de hizmete girdi. Elektrik üretimi yanı sıra ısınma amacıyla kullanılması üzerinde durulmaktadır.

TÜRKİYE’DE ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜ
Elektrik enerjisi sektörü, genel enerji dengesi ve ikincil enerji kaynakları içinde çok önemli ve öncelikli bir yer almaktadır. Elektrik enerjisi üretimi ve tüketimi bir ülkenin kalkınmışlık düzeyini açıklar. Bu nedenle güvenli güvenilir olmayan bir yapıya sahip elektrik enerjisi sektörü, ülkenin tüm kalkınma hamlelerine engel olur ve sekteye uğratır.

1990 yılında Türkiye’de elektrik enerjisi gereksiniminin karşılanmasına %91,6 oranında Türkiye Elektrik Kurumu, %8,4 oranında Çukurova Elektrik, Kepez, Aksu ve diğer otoprodüktörler katkıda bulunmuştur. Elektrik üretiminde 1990’da artış %9,5 olmuştur. Su artışına paralel olarak hidrolik üretiminde 1990’da 1989’a göre %22,5 artış gözlenmektedir.
Ülkemizde GAP gerçeği altında Fırat ve Dicle üzerinde devreye girmiş ve girecek hidrolik santraller enerji gücümüzü arttıracaktır. Ancak ulaşım hatları ve dağıtım şebekeleri gibi donanımların bir an önce bitirilmesi zorunludur. Ayrıca elektrik enerji üretim ve dağıtım sistemlerinde bilimsel güvenirlik etüdleri yapılması şarttır.

Aralık 21, 2011

Güneş Enerjisi

Güneş Enerjisi Konusunda Öncü Şirketler Hangileri?
Güneş Enerjisi, güneş ışığına bol miktarda sahip olan Türkiye açısından bakir ve bereketli bir kaynak olma özeliği taşıyor. Örneğin çölleşen Konya ovası gibi güneş ışınlarına yılın önemli bir bölü­münde maruz kalan büyük alanlara Güneş Enerjisi tarlaları inşa etmek mümkün. Hatta sübvansiyonlarla bu yatırımları ekonomik hale getirmek bile olası. Solar enerji yatırı­mıyla ilgilenebilecek olan potansiyel yatırım­cılar için işbirliğine girilebi­lecek uluslararası firmalar mevcut. Bu firmalar yalnızca solar enerjinin teknolojik innovas­yonlarıyla ilgilenen firmalar değiller. Bundan daha da önemlisi ve enteresan olanı, solar enerji­nin finansmanı konusunda çok ciddi ve çar­pıcı innovasyonlar yapan firmalar var. Örne­ğin “solar enerji mortgage” sistemi gibi. Bu sistemde ev için verilen mortgage kredileri, çatı­sı solar panellerle kaplanmış olan yeni nesil evlerin kredilendirilmesini içeriyor. Kredi­lendirme ve taksitlendirme öyle yapılıyor ki, elektrik enerjisi üretimi amaçlı olan çatı üstü solar paneller de mortgage ödeme sisteminin bir parçası haline geliyor. Böylelikle enerji ya­tırımınızı en baştan yapmış olup, bunu taksit­le ödeme şansına sahip olabiliyorsunuz.

Solar Enerjide Öncü Şirketler
“The elean Tech Revolution” isimli kitabın yazarları Ron Pernick ve Elint Wilder’a göre konusunda iyi ve öncü olan belli başlı solar enerji şirketleri şunlar:

Applied Materials: Bunlar, yan iletken sektörünün en önemli üreticilerinden biri. Esasen solar enerji sektörüne en fazla ilgi duyan şirketler elektro­nik sektöründen gelen şirketler. Örneğin Sharp ve Sanyo şirketleri, bu sektörün en önemli oyuncuları arasında. Bunun sebebi basit. Fotovoltaik teknoloji mevcut haliyle büyük ölçüde silikon bazlı yan iletkenler­den oluştuğundan ve bu malzeme en fazla elektronik sektöründe kullanıldığından. elektronik şirketleri konuya en yakın olan­lar. İşte Applied Materials da 2006 yılında solar enerji sektörüne girme kararı alıyor. Bu saydığım firmalardan da anlayacağımız gibi, solar enerji sektöründe de bilgisayar sektö­rünün 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaşadığı ku­antum zıplaması bekleniyor. Elektronik fuarları da hızla bu zıplama içinde yerlerini alma yarışına giriyorlar.

Miasole: Bu firma düşük maliyetli, yüksek verimliliğe sahip solar hücre geliştirmeye odaklı olarak çalışan bir şirket. Adı bu konularla ilgili lite­ratürde oldukça sık geçiyor. Girişim ser­mayesi şirketlerinin sevgilisi. Şirket, pahalı bir hammadde olan silikona olan bağımlı­lığı yok etmek için yola çıkmış. Bu arada si­likonun onun neden pahalı olduğunu merak ediyorsanız, bu malzemenin bilgisayar sektö­rlerinde de yaygın kullanıldığını düşünün son yıllarda bilgisayar sektörünün ve bilgi­sayar uygulamaları sektörlerinin ne denli büyük bir hızla gelişmekte olduğunu, Çin’in hızlı büyümesini düşünün, o zaman silikon talebinin nasıl hızla artmakta oldu­ğunu kolayca idrak edersiniz. Bu arada so­n paneller için de silikon talebi aynı dö­nemde hızla artmakta olduğundan fiyatlar elbette çok hızlı yükseliyor. Zaten şu anda Miasole gibi firmaların temel çabaları, al­ternatif teknolojiler geliştirmek suretiyle siliikon bağımlılığını azaltmak ve kurulu fotovoltaik maliyetlerini düşürmek. Mia­sole’nin üzerinde çalıştığı devrimci teknolojnin adı ince-filmli solar enerji. Bu tek­nolojiyle bugün çatılarda gördüğünüz silikon bazlı paneller gidiyor, yerlerine bir sürü ucuz ama değişik malzemeden imal edi­len fotovoltaik film kaplamaları geliyor. Hatta öyle ki bu teknoloji sayesinde üzeri fotvoltaik film kaplı şingıl (shingle) kire­mit imalatı bile mümkün olabilecek. O zamandan ayrı bir solar panel kaplaması yerine çatınızı sadece bu şingıl kiremitlerle kaplamanız yeterli olabilecek. Üstelik in­ce film maliyeti çok düşük.

Nanosolar: Nanosolar şirketi de yeni teknoloji solar hücre geliştiren firmalardan biri. 2006 yılın­da, nanoteknoloji yöntemiyle ’basılacak’ so­lar hücre üretmek üzere 430 MW büyüklü­ğünde bir solar üretim tesisi inşa etti.

Q-Cells: 2005 yılında Avrupa’nın en hızlı büyüyen dokuzuncu şirketi unvanını kazanan Q­-Cells, aynı yıl 300 milyon dolarlık halka arz yaptı. Şirket geleneksel kristalin silikon hüc­releri üzerinde uzman ama büyük ölçekli üretim ve imalat innovasyonları yöntemle­riyle maliyetleri düşürme yolunda ilerliyor.

REC: Şirket 3 ayrı gurup olarak silikon, gofret, hücre ve modül üretimi yapıyor: REC Sili­con, REC Wafer ve REC Solar. Sharp firma­sına 2012 yılına dek 500 milyon dolarlık sili­kon tedarik etme anlaşması imzaladı.

Sharp: Solar enerji piyasasının büyükbabası. Şu an­da sektörün açık ara lideri. Dünya solar hüc­re ve modül pazarının yüzde 25’ini elinde bulunduruyor. 2010 yılında şirketler Sharp topluluğunun toplam gelirlerinin yüzde 20’sinin solar enerji alanındaki faaliyetler­den gelmesi bekleniyor.

SunEdison: Solar sistem paketlemesi ve finansmanı konusunda sektör lideri. Son derece innovatif paket çözümleri var. 2005 yılında Goldınan Sachs dahil olmak üzere bankalardan 600 milyon dolar fon sağladı.

SunPower: Sektör öncüsü Cypress Semiconductors tara­fından satın alınıp 2005 yılında halka arz edilerek ayrı bir şirket haline getirildi. Burada da yan iletken sektörüyle solar enerji sektörünün nasıl buluştuğunu görüyorsunuz. SunPower, düşük maliyetli, yüksek hacimli solar hücre üretiminde en önemli oyuncu haline geliyor.

Suntech Power: Çin Halk Cumhuriyeti, Almanya, Japonya ve ABD’ den sonra en büyük solar enerji pazarı ol­ma yolunda. Genelde Çinli üreticilerin üretim maliyetlerini nasıl yelin dibine indirdiğini bi­lenlerdenseniz, o zaman Suntech Power şir­ketinin de izlemekte olduğu yolun bu olduğunu tahminde zorlanmazsınız. Şirket solar ima­lat maliyetlerini çok ciddi anlamda aşağı çek­mek suretiyle sadece sektörün gelişmesine katkıda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda da bu ucuz maliyetleri sayesinde Çin’deki fa­kir ve elektriksiz halkın ucuza elektrik enerjisi elde etmesini de sağlıyor.

Aralık 20, 2011

Enerjinin adı GÜNEŞ

Güneş ve Güneş Enerjisi
Enerji bugün sahip oldugumuz medeniyetin temel taslarından birini olusturmaktadır. Kalkınmanın ve gelismisligin bir göstergesi durumundadır. Ancak son dönem enerji üretim ve tüketim yöntemleri ile yerine yenisi konulamayacak enerji kaynaklarımız tüketilmekte bunun sonucunda da tabiat üzerinde geri dönüssüz bir tahribata sebep olunmakta ve çevre kirliligi meydana getirilmektedir. Hem fosil kaynakların kısıtlılıgı hem de üretimde meydana getirilen çevre kirliligi ile enerji üretiminde hem yenilenebilir ve sınırsız hem de çevreyle uyumlu kaynakların arastırılması ve gelistirilmesi gerekmektedir. Aralarında Günes enerjisinin de bulundugu yenilenebilir enerji kaynakları bu fırsatları içlerinde barındırmakta ve gelistirilmeyi bekleyen yegâne enerji kaynaklarıdır. Günes enerjisi, sahip oldugu potansiyel ve kullanım kolaylıgı ile diger yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla daha kolay bir sekilde yaygınlasabilecek bir fırsata sahiptir. Türkiye ise hâlihazırda Günes kusagında olmasına ragmen sahip oldugu potansiyeli yeterli derecede etkin ve yaygın bir sekilde kullanamamaktadır

Dünyanın bir çok kesiminde halen Güneş Enerjisinden yararlanılmaktadır ve eğer uygun şekilde yararlanılırsa halihazırda dünyada tüketilmekte olan enerjinin bir kaç katını sağlayacak potansiyel mevcuttur.
Güneş Enerjisi ısıtma ve soğutma sistemlerinin ihtiyacı olan elektrik enerjisini doğrudan üretmekte kullanılabilir. güneş enerjisinden yararlanma potansiyelimiz sadece bu imkandan yararlanma isteğimizle sınırlıdır.
Güneş Enerjisinden yararlanmanın değişik yolları mevcuttur. Bitkiler güneş enerjisini fotosentez yolu ile kimyasal enerjiye dönüştürürler. Bu enerjiden yararlanmanın bazı yoları bu bitkileri yiyecek olarak tüketmek veya odunlardan yakacak olarak istifade etmek şeklinde olur. Bununla beraber “güneş enerjisi” terimi daha ziyade gün ışığını doğrudan kullandığımız ısı enerjisine veya elektrik enerjisine çevirmek demektir. Güneş Enerjisinin iki temel tipi “solar termal” ve “fotovoltaik” tir.
Solar fotovoltaik: Bu ışıktan elektrik üretmek demektir. Bu işin sırrı, elektron açığa çıkarmak için yarı iletken materyalleri kullanmaktadır. Bu elektrolar elektriğin temelini oluşturan negatif yüklü parçacıklardır. Fotovoltaik hücrelerde kullanılan yarı iletken maddelerin en yaygını, kumda çok miktarda bulunan silikondur. Bütün fotovoltaik hücreler bu tip yarı iletken maddelerden yapılmış, bir pozitif diğeri negatif yüklü en az iki tabakadan oluşur. Yarı iletkenlerin üzerine gün ışığı geldiğinde, bu iki tabakanın birleştiği yerde doğru akım üreten bir elektrik akımı oluşmasına yol açar. Güneş ışığı ne kadar güçlü olursa ürettiği elektrik akımı da o kadar büyük olur.
Bu nedenle bir fotovoltaik sistem çalışmak için parlak gün ışığına gerek duymaz. Bulutlu havalarda da bulutların yoğunluğuna göre ürettiği enerji miktar değişecek şekilde elektrik üretir. Az bulutlu bir havada bulutlardan yansıyan güneş ışıkları gün ışığının yoğunluğunu artıracağından masmavi bir gökyüzü olan parlak güneşli zamanlardakinden daha fazla güneş enerjisi elde edilir.
Bugünlerdeki yaygın uygulama şekli hesap makineleri gibi küçük aletleri çalıştırmak için çok küçük güneş enerjisi hücreleri kullanmaktır. Fotovoltaik, elektrik şebekesinin bulunmadığı yerlerde elektrik enerjisi üretmek için de kullanılabilir. Güneş enerjisi ile çalışan ve güneş dondurucusu dediğimiz bir buzdolabını da geliştirdik. Bu buzdolabı, denemelerden sonra, elektrik olmayan yerlerde insani yardım kuruluşları tarafından aşıları muhafaza etmek ve elektrik şebekesine bağımlı olmak istemeyen herkes tarafından yiyeceklerini soğuk tutmak için kullanılabilecektir.
Mimarlar da tasarımlarında güneş enerjisi panellerini artan bir şekilde kullanmaktadırlar. Mesela, güneş enerjisi panelleri çatı kaplaması olarak geleneksel çatı kaplama malzemeleri yerine kullanılabilir. Esnek ince film modülleri kubbeli çatılara bile kolayca entegre edilebilir. Yarı şeffaf modüller gölgelendirmenin ve gün ışığının ilginç bir karışımını kullanmaya imkan verir. Fotovoltaik hücreler, yaz aylarında klima cihazlarının çok elektrik tükettiği zamanlarda binaların ihtiyaç duyduğu fazla miktardaki enerji ihtiyacını karşılayabilir ve böylece maksimum derecedeki elektrik ihtiyacı yükünü azaltabilir.
Hem büyük hem de küçük ölçekte bir fotovoltaik ulusal elektrik şebekesine enerji verebilir veya müstakil olarak kullanılabilir.

Güneş Enerjisi ile ısıtma ve soğutma
Güneş Enerjisi ile ısıtma doğrudan güneşten aldığı enerjiyi kullanmaktadır. Çatınızda bulunana bir güneş enerji ısı toplama aygıtı evinizi ısıtmaya yardım edebilir ve evinizin ihtiyacı olan sıcak suyu sağlar. Bu sistem yüzyıllardır bilinen bir prensibe göre çalışır: güneş koyu renkli bir kap içindeki suyu ısıtır. Piyasada şimdiki güneş enerjisi teknolojileri oldukça güvenilir ve etkilidir. Bu sistemler evlerdeki suların ısıtılmasından, evlerin ve işyerlerinin ısıtılması, yüzme havuzlarının ısıtılması, soğutma, sanayi ısıtma sistemleri ve içme sularının tuzdan arındırılması gibi çok geniş bir uygulama alanına sahiptir.
Evlerde sıcak su edilmesi güneş enerjisi uygulamasının bugün en yaygın şeklidir. Bazı ülkelerde konutlarda yaygın bir özellik haline gelmiştir. Şartlara ve sistemin özelliklerine bağlı olarak sıcak su ihtiyacının neredeyse yüzde yüzünü güneş enerjisinden elde etmek mümkündür. Daha büyük sistemler kapalı alanların ısıtılması için gerekli olan enerjinin önemli bir kısmını karşılayabilir. İki tip teknoloji vardır:
Boşluk tüpleri – Vakum tüpünün içindeki ısı emiciler güneşin yaydığı ısıyı emer ve içindeki sıvıyı tıpkı düz güneş enerjisi panellerinde olduğu gibi ısıtır. Tüpün arkasındaki yansıtıcıdan tüpe doğru yansıtılan ilave ısı dan da yararlanılır. Güneşin açısı ne olursa olsun, tüpün yuvarlak şekli güneşin ısı emicilere doğrudan ulaşmasını sağlar. Bulutlu bir günde bile, ışık birçok değişik istikametten gelirken dahi boşluklu tüp kollektörleri oldukça etkilidir.
Düz panel güneş enerjisi kollektörleri- Esas olarak üst kapağı camdan bir kutudur. Bu kutunun içinde bakırdan yaprakları olan bir seri bakır borular vardır. Bütün yapı güneş ışıklarını tutacak şekilde tasarlanan koyu renk bir madde ile kaplanmıştır. Güneş ışıkları kollektörden aşağı doğru temeldeki bir su ısıtıcısına doğru devridaim yapan su ve antifriz karışımı bir sıvıyı ısıtır.
Güneş Enerjisi ile soğutma – güneş enerjili dondurucular soğuk üretmek için ve/veya tıpkı buzdolaplarındakine benzer bir şekilde havadaki nemi almak için ısı enerjisini kullanırlar. Çok sıcak havalarda soğutmaya talebin çok olduğu zamanlarda, bu uygulama güneşin ısı enerjisinden yararlanma için çok uygundur. güneş enerjisi ile soğutma başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Gelecekte, özellikle küçük sistemler için teknolojinin maliyeti düştükçe, güneş enerjisi ile soğutmanın büyük ölçekli olarak kullanılması beklenmektedir.

Dünyanın en önemli enerji kaynağı güneştir. Günesin ısınım enerjisi, yer ve atmosfer sistemindeki fiziksel oluşumları etkileyen baslıca enerji kaynağıdır. Dünyadaki madde ve enerji akışları günes enerjisi sayesinde mümkün olabilmektedir. Rüzgâr, deniz dalgası, okyanusta sıcaklık farkı ve biyokütle enerjileri, günes enerjisini değisim geçirmiş biçimleridir. Günes enerjisi, doğadaki su döngüsünün gerçekleşmesinde de rol oynayarak, akarsu gücünü yaratmaktadır. Fosil yakıtların da, biyokütle niteligindeki materyallerde birikmis günes enerjisi oldugu kabul edilmektedir. Dogal enerji kaynaklarının pek çogunun kökeni olan günes enerjisinden, ısıtma ve elektrik elde etme gibi amaçlarla dogrudan yararlanılmaktadır.
Güneş Enerjisi çevre açısından temiz bir kaynak özelligi taşıdıgından da fosil yakıtlara alternatif olmaktadır. Yeryüzüne her sene düsen güneş ısınım enerjisi, yeryüzünde şimdiye kadar belirlenmiş olan fosil yakıt haznelerinin yaklaşık 160 katı kadardır

Güneş Enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970′lerden sonra hız kazanmıs, günes enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düşme göstermiş, günes enerjisi çevresel olarak temiz bir enerji kaynagı olarak kendini kabul ettirmistir . Günes enerjisi günümüzde konut ve is yerlerinin iklimlendirilmesi (ısıtma-sogutma), yemek pişirme, sıcak su temin edilmesi ve yüzme havuzu ısıtılmasında; tarımsal teknolojide, sera ısıtması ve tarım ürünlerinin kurutulmasında; sanayide, günes ocakları, güneş fırınları, pisiricileri, deniz suyundan tuz ve tatlı su üretilmesi, günes pompaları, günes pilleri, güneş havuzları, ısı borusu uygulamalarında; ulasım-iletisim araçlarında, sinyalizasyon ve otomasyonda, elektrik üretiminde kontrollü olarak kullanılmaktadır.

Ülkemiz, coğrafi konumu nedeniyle sahip oldugu güneş enerjisi potansiyeli açısından birçok ülkeye göre sanslı durumdadır. Günesten dünyaya saniyede yaklaşık olarak 170 milyon MW enerji gelmektedir. Türkiye’nin yıllık enerji üretiminin 100 milyon MW oldugu düsünülürse bir saniyede dünyaya gelen günes enerjisi, Türkiye’nin enerji üretiminin 1.700 katıdır.Devlet Meteoroloji İsleri Genel Müdürlüğünde mevcut bulunan 1966-1982 yıllarında ölçülen güneşlenme süresi ve ısınım şiddeti verilerinden yararlanarak E,E tarafından yapılan çalısmaya göre Türkiye’nin ortalama yıllık toplam güneslenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7,2 saat), ortalama toplam ısınım şiddeti 1.311 kWh/m²-yıl (günlük toplam 3,6 kWh/m²) oldugu tespit edilmiştir. Türkiye, 110 gün gibi yüksek bir günes enerjisi potansiyeline sahiptir ve gerekli yatırımların yapılması halinde Türkiye yılda birim metre karesinden ortalama olarak 1.100 kWh’lik güneş enerjisi üretebilir.

Güneş hergeçen gün dünyada üretilen enerji türleri içerisinde ki payını artırmaktadır. Ülkemizdede bugünlerde son aşamasına Yenilenebilir Enerji Kanunu ile daha bağımsız ve daha çevreci enerji kaynaklarının kullanılmasının önü açılacaktır.

Türkiye’de günes enerjisinin en yaygın kullanımı sıcak su ısıtma sistemleridir.Halen ülkemizde kurulu olan günes kollektörü miktarı 2009 yılı için 12 milyon m2 civarındadır. Çogu Akdeniz ve Ege Bölgelerinde kullanılmakta olan bu sistemlerden yılda yaklasık 300-400 bin TEP ısı enerjisi üretilmektedir. Yıllık üretim hacmi 750 bin m² olup bu üretimin bir miktarı da ihraç edilmektedir. Bu haliyle ülkemiz dünyada kayda deger bir günes kollektörü üreticisi ve kullanıcısı durumundadır.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.